Yeni Dönem Gazetesi'nden Engin Aksöz'ün köşe yazısı 

Bursaspor tarihi içinde özel bir yeri olan ama nicedir unutulmaya yüz tutmuş timsah yürüyüşünün Osmanlıspor maçında ve Traore'nin liderliğinde yeniden gündeme gelmesi;

Şehrin yabancısı, kulübün yenisi Anıl Karaer'in neredeyse her maçı annesiyle birlikte tribünlerden izleyen oğlunu maçların bitiminde sahanın içinde omzunda taşıyıp; kazanılmış 90 dakikaların en güzel belgesi niteliğindeki sevinç karelerinin en başköşesine poz verirken kucağına itinayla yerleştirmesi;

Kaleci Çağlar Şahin Akbaba'nın soyunma odasında çektirilen toplu fotoğraflar sırasında menzile yönlendirdiği plastik teçhizatın boyunun (!) artık objektiflere sığmayacak kadar uzadıkça uzaması;

'Bu takımdan bir halt olmaz; bir daha maça gitmek mi benden uzak dursun!' bağlamında tavır koymuş en tövbekârların bile yeminini bozarak hidayete ermesi;

ADS'nin insanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan, taraftar görünümlü yaratıklarının(!) 90 dakika hiç soluk almadan küfürle yıkayarak, pislemeye çalıştıkları o güzel futbol şölenine; ıslıklama dışında en küçük tepki vermeyen taraftarın sağduyulu yaklaşımı;

İçime mi doğdu nedir, hayırlara vesile olsun bunların hepsi bana birer şampiyonluk alameti gibi geldi!..

xxx

Sezona en başından teknik adam seçimiyle yanlış start veren Bursaspor'un en büyük şanslarından birisi; İbrahim Üzülmez'le hatasını fark edip, kendini yeni bir kulvara atmış olmasıdır...

Spor Toto 1. Ligi'nde Çaykur Rizespor ve Gençlerbirliği ile iki şampiyonluğu bulunan İbrahim Hoca, kalan haftalarda yörüngeden sapmaz, tarihi hatalar yapmazsa; oyuncularıyla birlikte belki de içi en dolu ve en anlamlı olanını Bursa'da Bursaspor'la yaşamaya çok yaklaştı.

xxx

Parasız, pulsuz, moralsiz başlayan maratonu sihirli bir dokunuşla 'Alice Harikalar Ülkesinde' tarzı masalsı bir formata dönüştüren sürecin kahramanlarını; yarılanan yol bitip finişe ilk sırada varılınca hep birlikte alkışlamak boynumuzun borcudur...

Yani...

Zorunluluk haline gelen teknik adam değişiminde en doğruyu seçen yönetimi;

Kısa bir zaman diliminde kimliğini kaybetmek üzere olan kadroyu toparlayarak yeniden yarışın içine ortak eden Teknik Direktör Üzülmez'i;

Her koşulda oyuncularını öksüz, tribünleri yetim bırakmamaya kararlı duruşlarıyla büyük taraftarı;

Dönemeçlerle, dik yokuşların azalıp düzlüğe çıkılmak üzere olan bu yolculukta kalan haftalarımızın da Adana Demirspor maçı coşkusuyla oynanıp, bitmesi en büyük dileğimizdir...

                                                                          xxx

Bursaspor sonunda 'takım olmayı' başardığı için kazanmayı sürekliliğe dönüştürmüş durumda.

Yerlisi, yabancısıyla ortak paydada buluşup, kimlere karşı nasıl oynanması gerektiğini de iyice öğrendi.

Henüz bir şey kesinleşmiş olmasa da geride bırakılan rakiplerin gücüne, kuvvetine bakılınca insan rehavet duygusunu bir kenara bırakarak 'galiba bu iş olacak!' demeye dilini iyice alıştırdı.

Akhisarspor, A.Demirspor gibi iki iddialı rakibin ardından hafta sonunda BŞB Erzurum deplasmanından da üç puanla dönülmesi; ufukta belirmeye başlayan ışığın pırıltılarını iyice güçlendirir...

Bursaspor'un zorlu serisi azalırken, peşimizden gelenler ilerleyen haftalarda birbirleriyle kapışacak...

Rakiplerin olası puan kayıplarıyla; Bursaspor'un kaybetmeden devam etmesi; bir diğer önemli avantajımız.

En kısa ve anlamlısı...

Biz kendi işimize bakalım yeter, gerisinin ne yapacağı bizi fazla ilgilendirmiyor...

xxx

ADS önünde aşırı hırs yapan Özer Hurmacı'nın maçın en kritik dakikalarında sarıdan kırmızı görerek atılması; bu kalitedeki bir profesyonel oyuncuya hiç yakışmadı!

Hakemlerin atladıkları faullerden sonra geriye dönüş yapmadıklarını en iyi kendisinin bilmesi gerekirdi.

Sinirin kendine kalsın, üzerinde durma, bırak gitsin; ne diye hakeme dönüp jest ve mimiklerle itiraz ediyorsun ki?

Dua et ki maç 2-1 bitti, tersi bir skorda kimse takımla hocayı değil, seni hedef göstererek tefe koyar çalardı...

Kritik haftaların eşiğine gelindiği şu günlerde Bursaspor'da dakika alan her oyuncunun saha içinde öfke kontrolü yapması gerekiyor...

Cezalı duruma düşmeye lüksümüz kalmadı; dikkat edelim...

xxx

Ara transferde gelen oyuncuların kısa sürede takıma adapte olarak iyi performans sergilemelerini takdirle karşılıyorum.

Alanya ile Denizli'de kulübeye mahkûm edilen Tayfur Bingöl'le Kerem Can Akyüz'ün ADS önünde neredeyse 'sıfır hata' ile oynayıp, katkı koymaları 'nokta transfer' yapmasını bilmeyen Bursaspor için de bir ilk oldu.

Aynı şeyler Sivasspor'dan kiralanan Traore için de geçerli. Hem orta sahada; hem de pozisyon gereği sağ kulvara geldiğinde topu iyi saklayarak, oyunun kontrolümüzde kalmasını sağladı.

Serdar Özkan'ın da oynaması gereken haftalardayız. En umutlu olduğumuz isim, ne ilginçtir henüz kendini gösteremedi.

xxx

Kazanılan bu önemli 3 puanda taraftarın desteği yadsınamaz.

Eleştiri olarak algılanmazsa bir saptamada bulunmak istiyorum.

Eskişehir ve ADS maçlarında gözlemlediğim en belirgin eksiklik; rakip tribünün öne çıkıp, ortalığı inlettiği dakikalarda insiyatifi onlara bırakmamız.

Eskişehirlilerden kötü laf çıkmasa da ADS'nin fanatikleri Bursa'mıza Bursaspor'umuza salya sümük küfredip, durdu.

Bu kırılma anlarında rakip tribünleri susturmak için daha iyi organize olmak gerekiyor.

Dün sosyal medyada gezinirken; neredeyse herkes bir tribün liderinin etkisiz kalmasından şikâyet ediyordu.

O zaman değişimse değişim; 'Teksas susarsa, Bursaspor susar...'

En kritik haftalarda tezahüratın dozu da en yükseklerde olmalıdır...

ADS: Adana Demirspor...

Bugüne kadar gördüğün en çirkin, en pislik, en saygısız, en fanatik seyirci...

Beşiktaş'ın ruh ikizi sanki...

İşleri güçleri Bursalılara Bursasporlulara en ağır hakaretlerle sözlü saldırıda bulunmak...

Pazar günü insanlığımdan utandım, terbiyesizliğin de bir haddi, sınırı vardır...

Allah hiçbir kulübe, böyle ipsiz sapsız taraftar vermesin...