Yeni Dönem Gazetesi'nden Engin Aksöz'ün köşe yazısı 

Dün bilgisayarımın başına oturunca; salı akşamı Sinan Erdem Spor Salonu'nda Galatasaray Doğa Sigorta ile TOFAŞ arasında oynanan Basketbol Türkiye Kupası çeyrek final maçı için ne yazayım diye uzun uzun düşündüm.

Bu maçı, içinde 'eleştiri vurgusu' geçmeden anlatmak asla mümkün değil...

Bir adım daha ileri gidip; şeytanın avukatlığına soyunursanız, aklınıza başka başka senaryolar bile gelir ama; 'TOFAŞ'a saygısızlık olmasın' diye üstünü kapatıp, geçiyorum...

Biraz yumuşatalım o zaman...

'Bir maçı istememezliğin doruk noktası böyle bir şey olmalı'

Maçın içine hiç giremeden yenilmenin de...

Yoğun lig ve EuroCup ortamında, 'Zaten yeteri kadar yorgun düşüyoruz; başımıza bir de kupa derdi çıkmasın!' refleksiyle bilerek pas geçtiklerini düşünüyor insan ama bu takım sıradan birisi değil ki, şampiyonluklar yaşamış TOFAŞ!..

Daha da uzatırım benzer örnekleri; neyse virgülü burada koyup, sözü Orhun Ene'ye bırakalım.

"Oynadığımızın oyunun bana göre mazereti yok. Bir şekilde maçı kazanmayı çok isteyen kazandı, ligde herkes fiziksel olarak zorlanıyor.

Hem Avrupa Kupası, hem Türkiye Ligi. Ama bunun için de herkesin bir şekilde daha fazla özveride bulunması lazım. Gayret etmesi lazım. Bugün kazanmak için hiçbir gayretimiz olmadığından kaybettik!"

Tırnak içindeki açıklamanın son cümlesi; maçla ilgili yapılacak en gerçekçi ve net değerlendirmeydi bana göre de...

"Bugün kazanmak için hiçbir gayretimiz olmadığından kaybettik."

İşte bu kadar!

Gireni, çıkanıyla; dakika verilen hemen her oyuncu -bir iki istisna dışında- Galatasaray'a karşı "Ben bu maçı kazanmaya mecburum" motivasyonunda görünmedi.

Takılmadılar yani...

Yıllardır basketbol izlerim; bir antrenörün son çeyrekte teslimiyeti peşin peşin kabul edip, kalan dakikaları yerinde oturarak izlediğini çok az hatırlıyorum...

Orhun Ene adına çaresizliğin tarifi gibiydi salı akşamki maç.

Bir şeyleri değiştirebilme adına ilk üç çeyrek hamle üstüne hamle yaparak, oyuncuları kendine getirmeye çabalasa da bir şeylerin değişmeyeceğini görünce fişi çekip yerinde çakılıp kalması; sanırım kariyerinde başına çok az gelmiş bir basketbol kazasıydı!

Son dakikalarında yerinden bile kımıldamadı Ene, kendi kendine söylendi, ara ara da menajeri Öngören'le başı önde bir şeyler mırıldandı...

Üzülmemek elde değil!

Belki de kendince bir protestoydu coaching yapmayı bırakması; parkedekilerin rehavetine...

"Ne haliniz varsa görün!" mü demek istemiştir merak etmiyor değil insan!..

 xxx

Maçın teknik analizine girmek; TOFAŞ bir şey oynamayınca fantezi olur...

İki kişinin hafif sakatlıkları nedeniyle eksikliği bu kadar mı olumsuz etkiler herkesi; tartışılmalı...

Birincisi Devin Williams'ın hafif sakatlığı nedeniyle riske edilmemesinin takımı bu kadar derinden yaralayabileceği hiç hesapta olmayan bir gelişmeydi.

Zaten maç da takımın çember altı savunması dokunur dokunmaz dağılan bayat yufka gibi yumuşacık olunca; dakikalar Galatasaray'ın alley-oop idmanına dönüştü.

İstatistiği var mıdır bilemiyorum ama belki de bir resmi maçta ilk kez bu kadar çok sayıda alley-oop odaklı(*)smaç basketler izlendi.(saydığım kadarıyla 8 tane).

Bunun üzerine 'şehir efsanesi' bile yazılır.

Faraza Galatasaray uzunu Zach Auguste yarın öbür gün ayrılıp, başka bir yere gittiğinde oynadığı TOFAŞ maçını takım arkadaşlarına anlatırken, hava basacak olsa yadırganmaz, arada bir gündeme gelen adamı resmen smaç şampiyonu yaptı TOFAŞ ...

Devin Williams'ın oyun içi fiziksel sertliği o akşam kendisini fazlasıyla hissettirdi. İtip, kakmaya dayalı oyun stili karşı uzunu resmen sindiriyor. Yokluğu Galatasaray uzunlarına bayram yaptırdı. Çok rahat oynarlarken, üç saniyenin içi de adeta koridora dönüverdi.

Kısacası eksikliği tam bir dert oldu kupa maçında Williams'ın. Post up yapmayla, bire bir oynamasını geliştirse de sertlik yapmayı bir türlü beceremeyen Muhsin Yaşar'ı tepe tepe kullanan Galatasaray her hücumunu birinci skor opsiyonu şeklinde ve boyalı alana indirdiği toplar üzerinden oynamaya çalıştı. 

Elindeki mevcutlarla üç saniye içine önlem getirebilme adına her alternatifi deneyen Ene'nin 5 numara hamlelerinden birisi olan DJ White hem kötü oynayıp, hem de erken faul sorunu yaşayınca; bu yama yapma girişimi de bir işe yaramadı.

Son çeyreğe 9 sayı geriden başlanıp, 'bir ümit' diye parkeye sürülen ilk beş yine savunma yapmayı unutunca peş peşe gelen Galatasaray sayıları sonrasında maça havlu atılmış oldu.

'5 numarasız kısa beşe dönerek' Galatasaray'ın iyice önünü açan Ene; belki de bu hamlesiyle "Bu maç bitti, önümüze bakacağız" mesajı veriyordu.

TOFAŞ en önemli skor opsiyonu Mejia'nın devreye giremediği maçlarda kaybetmeye mahkûm oluyor. Galatasaray önünde hiçbir varlık gösteremeyen Dominikli skorer guard toplam 19:20 dakikada sadece 8 sayı üretebilirken; son çeyreği hiç oynamadan oturarak tamamladı.

Yüksek yüzdeli şutlarıyla, Euroleauge tecrübesine güvenilerek transfer edilen, ama geçirdiği ve bir türlü geçmek bilmeyen peş peşe sakatlıkları nedeniyle, teknik kadroya 'İllallah' dedirten Matt Lojeski etkisiz performansıyla yaşattığı hayal kırıklıklarına yeni bir halka daha ekledi salı akşamı!..(9 sayı)

1 numaraya Berk Uğurlu transfer edilince; vereceği katkı çok tartışılmıştı. İyileşip, oynamaya başlayınca önemi ortaya çıktı. Kupa maçında hafif sakatlığı nedeniyle dinlendirilmesi, White ile birlikte çifte darbe oldu teknik kadro için. Hesapta olmayan eksiklikler benzetme yerindeyse canını yakacaktı TOFAŞ'ın.

Barış Ermiş müthiş bir birikim ve tecrübe demek olsa da eski parlak günlerini geride bırakmış durumda.

Alternatifsizlikten Tarık Phillip'e backup olarak Mejia düşünülüyorsa; o zaman 'Ne olursun bir daha sakatlanma Berk!' cümlesini bir dilek olarak kurabiliriz.

Oynanmayan, savunulmayan maçların adamını bulmak zor olur. 'Hiç mi yoktu?'ya yanıt olarak kendi payıma peş peşe kullandığı 3 üçlükte yüzde yüz isabetle 9, toplamda ise 11 sayı üreterek kötülerin gecesinde aydınlığı çağrıştıran Berkan Durmaz'ı seçerdim.

xxx

TOFAŞ'tan fazla eksiğiyle, sakatı olan Galatasaray Doğa Sigorta neredeyse hiç zorlanmadığı maçta iç ve dış oyun dengesini oturtarak çok kolay bir galibiyet elde etti.

Türkiye Kupası'nda adını dörtlü finale yazdıran sarı kırmızılı takımda kariyer ve alley-oop rekoru kıran uzun Zach Augusta'nın (32 sayı) yanı sıra Aaron Harrison (17 sayı), Alex Poythress (15 sayı), yerlilerden de Can Korkmaz (14 sayı) takımın katkı veren diğer oyuncularıydı.

(* alley-oop: Çembere doğru atılan pasları havada yakalayıp, yere düşmeden smaçlamak)