Yeni Dönem Gazetesi'nden Engin Aksöz'ün köşe yazısı 

Bir maçta 'öldük bittik', bir maçta 'en büyük biziz'

Ölmedik, ölmeyiz biz Bursasporluyuz; 'En büyük biziz' demek içinse; önümüzde hesabını göreceğimiz daha çok rakip var...

Sırayla gideceğiz, maç, maç yol alacağız...

Yukarıdaki ilk iki satırdan maksadımız;

Kaybedilen bir maçın sonunda estirilen karamsar rüzgârlara hiç gerek olmadığı;(Eskişehir maçında sıfır çekince; moralleri de top yekûn sıfırlamıştık) kazanılan maçların sonunda da erkenden havaya girip, ayakların yerden kesilmemesine azami dikkat gösterilmesi içindi...

Bu ligin öyle iddia edildiği gibi büyüğü, büyükleri filan yok!

Bir tek en büyüğü var; o da Bursaspor...

En tepedeki Hatayspor'un da sezonun sonuna doğru nefesinin tükeneceğine inanıyorum; iddia edildiği gibi gözde büyütülecek bir özelliği yok...

'Ondan daha iyisi olduğumuza' futbolcular inanıyorsa; bize de peşinden yürümek düşer...

Yok mu peki kafayı takıp da; 'dikkat edilmesi gereken' statüde sayılacak birisi, birileri...

Var elbette...

En önceliklisi bu hafta karşımıza rakip olarak gelecek Adana Demirspor...

Taraftarının tribün terminolojisiyle 'ADS'...

Bence bizden sonrasının en iyisi...

Topçusuyla, hocasıyla, fanatik taraftarıyla, egosuyla, hırsıyla...

İlk maçı 4-1 kaybettik, sonuna kadar hak etmişlerdi; bu kez hem rövanşı almak, hem de avantaj elde edebilmek için 3 puanın dışında bir sonuca tahammülümüz kalmadı.

'Mutlaka kazanılması gereken maçlar listesinin birinci sırasındalar!'

İkincisi de BŞB Erzurumspor; 'ADS' biter bitmez bu kez dadaşlar diyarına yapılacak deplasman için yoğun mesai başlatılacak.

İki maçta kazanılacak 6 puan; Bursaspor'un Süper Lig yolunu iyice kısaltır...

'Dört puan bile iyidir' denilse de ben inanıyorum da, güveniyorum da İbrahim Hoca'nın deli yürekli öğrencilerine...

2x3 = 6 puan; yok mu üstüne ekleyecek!..

xxx

'ADS' denince; bizim taraftarın aklına hemen Beşiktaş geliyor...

İki tribün kanka biliyorsunuz...

'Kanka' olununca da; Bursa ve Bursaspor düşmanlığı tavan yapar bunlarda!

Bol küfür, bol saydırma; 'ay ayol !!!!. Bursa' tarzı tornistan edilmiş ironik mesajlar!..

Sakın takılmayın; sakın karşılık vermeyin; verirseniz kendilerini adam yerine koyar Bursa'ya gelecekler...

Daha çok bağırarak; en yüksek desibel üzerinden alayını ezin geçin ki; taraftar nasıl oluyor canlı canlı test etsinler...

Bir de Volkan Şen...

Fi tarihinde eski başkan Recep Bölükbaşı'na 'Beni bırakmazsanız takımı bozarım' resti çekip, Bursa'nın üzerini çizmeye kalkan 'içimizdeki İrlandalı!..'

Adana'da sahanın içindeki gencecik çocuklara 'Bursa'da adamım çok, hepinizi içeri aldırırım' tarzı mavralar yapmıştı...

Volkan Şen, 2015 yılı itibarıyla Bursasporlular için 'yok' hükmündedir...

Muhatap alırsanız karizmanız çizilir, büyüklüğünüze yakışmaz...

Sizi kendine benzetince de bu değersize malzeme çıkar, lütfen!..

İlk on birde başlatılır mı bilemem de Uğur Tütüneker böyle bir çılgınlıkta bulunursa(!) ayağına her topu alınca kulakları sağır eden perdeden ıslıklamak en güzel protestodur Volkan Şen için; toplu küfürden bile fazla etkisi olur ki şu para sıkıntısında beş kuruşa beş takla atan yönetimin kesesine zarar vermeyelim ne olursunuz...

xxx

'Deli İbo' Beşiktaşlı kimliği nedeniyle kendine bir türlü ısınamayanlara inat; Bursaspor'u gayet iyi yönetiyor...

Kariyerindeki iki Spor Toto şampiyonluğunun kendine sağladığı önemli artıların takıma her hafta biraz daha fazla yansımasına tanıklık ediyoruz...

Koşukavak'ın gündemine bile almadığı golcü Seleznov'u yeniden kazanma adına aldığı risk ne kadar değerliyse; kadrodaki görev değişimleri de o kadar etkili olmaya başladı.

Örneğin defansif sağ kulvarda harcanmak üzere olan Shehu'nun orta sahaya terfi edişinden sonra sergilediği performans; ara transferde yeni bir oyuncu alınmasıyla eş değerde.

Nijeryalı yeni pozisyonunda kişiliğine kavuşurken, ofansif özellikli karakterine sığdırdığı son golüyle de adeta yeniden doğmuş gibi oldu.

Belki de en dikkat çeken dokunması; eski teknik kadronun kendisine yer ve dakika ararken zaman zaman kenarda unutup kaderine terk ettiği Özer Hurmacı'ya layık gördüğü yeni görev tanımıdır.

Futbol bilgisi ve yaratıcı özellikleriyle asla 'kenar adamı' olmayı hak etmeyen Özer hem 10 numarada, hem de sol kanatta oynayabilme yetenekleriyle; Bursaspor'un mevcut kadrosundan 'vazgeçilmez' rolüne en çok yakışanıdır.

Abdou Razack Traore oynasa oynasa en fazla '10 numara' ile sağ kanada gider belki ama Ömer Hurmacı için 'sahanın her yeri 10 numara, her yeri merkez orta saha, her yeri sol kanat' gibidir, üzerine giydir formayı, bırak sahaya...

Arada gelenlerin de kulübü hemen önemseyip; işine dört elle sarıldıklarını görüyoruz. Tayfur Bingöl sağ kulvarda net bir görüntü verirken, uzunca bir süre sonra ilk 11 gören Kerem Can Akyüz de kendini kabul ettirme adına canını dişine takarak oynadı.

Golü bulduktan sonra; neredeyse klasikleşen 'geriye yaslanarak oynama' zaafı, Üzülmez'in kenardan gelmiş emri filan değil, oyuncuların kişisel içgüdüleriyle kararını verdikleri bir stratejik yanlışlık.

Bunu gidermekse; çalışmayla değil, bire bir yapılacak görüşmelerin sonunda yaratılacak sinerjiyle çözümlenir.

İşte rakibe atılan gol sonrası ilk yarı bitene kadar tam 6 köşe atışı vermek; bu içgüdüsel ruh halinin bir yansımasıydı.

Soyunma odasına 2-1 yenik girdikten sonra; ikinci yarının ilk 10 dakikası dışında kefeni yırtıp, bambaşka bir kimliğe bürünmek, Üzülmez'in devre arası soyunma odasında yıkadığı beyinlerin topyekûn skora baş kaldırısıyla izah edilebilir.

xxx

Bu lige de VAR'ın ne kadar gerekli olduğu pazar günü bir kez daha gözlemlendi. Seleznov'u durdurmak için neredeyse karakucak güreşi yapar gibi saltolar atarak oynamaya çalışan rakip stoper Mehmet Yiğit'e başka bir hakem olsa bırakın 90 dakika tahammül etmeyi, ilk 45 dakika bitmeden direkt kırmızıyla atardı.

Kocaelili Alper Çetin; itiraz halinde kenara gelip görüntü izleme stresi olmayınca başkent ekibine 'istediği kadar tekme atma özgürlüğü' tanıyarak, 'astığı astık, kestiği kestik' tarzında bir yönetim sergiledi.

İtiraf edelim ki aynı hakem ikinci yarıda Shehu'nun ceza alanı içinde Mertan Caner'i ayaklarından makaslayıp yere indirmesinde vermesi gereken penaltıyı da atlayıp, maçın skoruna direkt etkisi olan büyük bir yanlış daha yapmış oldu.

Penaltıyı çalabilse, çalınan o penaltı gol olsa maç böyle biter miydi, onu da dürüstçe sorgulamalıyız!

Onun için diyoruz ki Spor Toto 1. Ligi gelecek sezon itibarıyla ne olursa olsun VAR'a geçmeli, VAR gelmezse bu ligin futbolu 'YOK' olacak.

xxx

Üzülmez'in söylemiyle, ricasıyla kazanılacak bir duygu değil aidiyet; içinden gelecek, bazı şeyleri kendin isteyeceksin...

Özer Hurmacı'nın serbest vuruş sonucunda gelen golün sevincini çılgınlar gibi geriye koşup, kalecisi Çağlar'la yaşaması, Bursaspor'la arkadaşlarını ne kadar benimsediğinin bir işaretiydi.

Maç sonunda da tribünler çağırınca geri çevirmeyip, onlarla bütünleşti.

Traore'nin de gol sonrası kenara gelip timsah yürüyüşü yapması, önceden kurgulanmış bir jest değil, Bursaspor tarihiyle, unutulmaz forveti Mususi'ye duyduğu saygının tezahürü gibi geldi bana...

Birbirinden farklı bu iki davranış biçimi; takımdaşlık ruhu zirve yapmış oyuncularda gözlemlenir.

Tebrikler Özer Hurmacı, tebrikler Abdou Razack Traore...

xxx

Beykan Şimşek...

Beğenmeyeniniz var mı içinizde pazar günkü oyununu?

Eric Mbu Ayuk... Şahane ötesi bir kanat oyuncusu...

Ya Zlatan İbrahimoviç tarzı makas hareketiyle topu sol çaprazdan doksana takan Mertan Caner Öztürk!..

Spor Toto 1. Ligi'nde performanslarıyla öne çıkan üç oyuncu birden...

Takımları dipte yer alsa da bireysel performanslarına alkış tutulmalı...

Nokta transfer yapılacaksa böyle oyuncular alacaksınız...

Onları izleyince; Bursaspor'da adam kalabalığından başka bir işe yaramayanları aklıma getirerek üzüntü duydum...

Osmanlı 4-2 yenilse de bu üç oyuncu takımın genelinden daha fazla ön plana çıktı...

Beykan'ı zaten beğenirdim, bu maçta bir kez daha hayranlığımı kazandı...

Seneye inşallah Süper Lig'e çıkarsak; bu üç ismi en azından kadroda görmek iyi olur... 

İtiraz edecek olanınız var mı; hiç sanmam!..