barisyalim @ bspor.net

Tamam anladık Süper Lig’de değiliz!

Bunu zaten iliklerimize kadar hissediyoruz.

Peki sizin neyinize havalanmak? Sadece futbolcular için de demiyorum!

Kulüp içinde bu transferleri ben yaptım, hayır ben yaptım, hayır ben söyledim, yok ben rüyamda gördüm diye farklı farklı kişiler etrafta konuşuyormuş!

Neden mi?

Hani transferleri biraz övdük ya ondan! En ufak başarıyı hemen herkes üstüne alıyor. Başarının üstüne atlayan, atlayana!

Aferin size çok iyi transfer yaptınız…

Peki Eskişehirspor mağlubiyetinin sorumlusu kim?

Sağına soluna bakanlara sesleniyorum, sizsiniz siz! Başarıya çekirge gibi zıplayan sizler... Başarı dediysek de somutta bir şey yok. Bana Messi’yi getirsen ne olur, lig sonuncusuna evinde mağlup olduktan sonra.

Şunu daha önce de yazdım şimdi de yazıyorum…

Bursaspor’un bu ligde şampiyon olması bir başarı değildir! Bunu kafanıza kazıyın.

Gol atınca sevinmeyen Balotelli’nin güzel bir sözü var; "Postacı postalarını dağıtınca seviniyor mu? Benim işim gol atmak"

Bursaspor’un da bu hesap! Süper Lig’de şampiyonluk yaşamış bir kulübün bir alt ligde şampiyon olması başarı sayılmaz! Zaten mecburdur.

Ertuğrul Sağlam, "Bursaspor ligde kaldığı zaman Altıparmak’ta konvoy oluyordu" dediğinde nasıl eleştirmiştik! O laflar nasıl koymuştu bize…

Herkes Bursaspor’un büyüklüğünün farkına varacak, ona göre konuşacak, ona göre davranacak, demeç verecek, yönetecek, oynayacak, destekleyecek!

He büyüklüğünün farkına varacak derken de rakiplerini küçümsemeyecek. Yoksa Es Es’in tokatı gibi daha çok tokat yersin.

Seleznov’a da ayrı bir parantez açayım. Bu adam Eskişehir maçında olsaydı maç 3-0 biterdi. İbrahim Hocam, yoksa Yalçın Koşukavak’la tek farkın Seleznov mu?

Umarım değildir…